Birliğin Gücü -Yüksel Kanar-

 

İSLAM BİRLİĞİ HAYAL DEĞİLMİŞ/Yüksel KANAR

ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘Kudüs’ü İsrail’in başkenti’ olarak tanımasının ardından, İslam işbirliği Teşkilatı’nın (İİT), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı ile İstanbul’da yaptığı olağanüstü toplantı, aldığı kararlarla hepimizin yüreğine su serpti. İslam ülkeleri, kendileri aleyhinde her kararı alan, isterse istediği ülkeyi işgale bile kalkışan bir sorumsuzluğa karşı kesin ve net bir tavırla şahsiyet sahibi varlığını gösterdi. Şimdiye kadar sadece konuşan, ama somut adımlar atmaktan hep çekinen, bir yerlere bağlı oldukları için efendilerine hesap vermekten korkan bir tutum sergileyen teşkilat üyeleri, bu sefer bazı önemli kararlar alarak bu ölü toprağını üzerlerinden atmış görünüyorlar.

İİT’nin toplantı sonunda üzerinde birleştiği, karar olarak kayda geçirdiği ve gür bir sesle dünyaya duyurduğu iki husus çok çok önemli. Bunlardan birincisi, Trump’un Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan kararının yok hükmünde olduğunun ve artık ABD’nin Ortadoğu’da hakemlik ve arabuluculuk özelliğini kaybettiğinin açıklanması, ikincisi de Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olarak tanınmasının; bunun diğer dünya ülkeleri tarafından tanınması için de çalışmalar yapılmasının kararlaştırılmasıdır. Bizce bu kadar açık ve net kararların alınmasının asıl önemi, İslam ülkeleri olarak kendi sorunlarımızı kendi aramızda çözme iradesini göstermiş olabilmemizdedir. Bunu ülke olarak daha önce Astana zirvesinde de göstermiştik. Demek ki Türkiye, kazandığı bu tecrübeyi, dönem başkanı olarak bütün bir teşkilat üyelerine yansıtmayı da başardı.

Alınan bu iki önemli karardan başka, ortaya üçüncü bir önemli husus daha çıkmıştır ki, bu da birçok kişinin asla gerçekleşemez sandığı büyük İSLAM BİRLİĞİ’nin, hiç de ulaşılmaz bir hedef olmadığının bu toplantıda görülmüş olmasıdır. Elbette bu birliğin artık sağlandığı gibi safdil bir iddia peşinde değiliz. Ancak böyle bir birliğin, İslam dünyasının elindeki en büyük koz olduğunun farkına artık herkes tarafından varılmıştır sanırız. Elli yedi İslâm ülkesinin (içlerinde ve aralarında nasıl sorunlar olursa olsun) üzerinde birleşerek kararlaştırdığı bir konuya, hiç kimsenin karşı çıkamayacağı açıktır. İİT’nin bu toplantıda aldığı karar, artık İslam dünyasına bakışları değiştirmiştir. Bu durum, İslam ülkelerinin, dünyada yeni bir karar ve güç merkezi olarak ortaya çıkışının apaçık bir işareti olarak değerlendirilebilir. Elimizdeki müthiş tarihsel, dini, ekonomik, jeopolitik ve kültürel imkânlar devreye sokularak kurulacak bu güç merkezi, dünyada yeni bir umutlar yeşertecek, sadece Müslüman ülkeler için değil, büyük devletlerin haksız tasallutu altında kalan bütün ülkeler için gerçek bir kurtuluş olacaktır.

İslâm Birliği’nden her söz edişimizde, bu birliğin gerçekleşmesinden korkanların yaydığı bildik itirazla karşılaşırız: Bu bir hayal, darmadağınık İslam dünyasını nasıl bir araya getireceğiz? Bunu söyleyenler, her nedense bütün bir İslâm tarihi boyunca Müslümanların bir arada yaşadığını unutuyorlar. Evet, aralarında zaman zaman sorunlar çıkmasına, anlaşmazlıklara düşmelerine rağmen genellikle dışa karşı birliklerini, yani İslam “millet”i özelliklerini hep korumuşlardır. İçteki birlik anlamındaki “ümmet” özellikleri zaman zaman bazı tehlikelerle karşılaşmış olabilir. Bunun en vahimi de 1918’den sonra, yani Osmanlı devletinin yıkılmasından sonra gerçekleşmiştir. Ümmetin bu son dağılışından sonradır ki, 100 yıldır müslümanlar gün yüzü görmüyor; eziliyor, işgale uğruyor, yoksulluk içinde kıvranıyorlar.

Biz ezilmekten, işgale uğramaktan ve başkalarına muhtaç olmaktan kurtulmanın tek çaresinin İslam Birliği’nin tesis edilmesi olduğu açıktır. Tek tek ülkeler olarak ne kadar gelişmiş olursak olalım, yalnız başımıza hiçbir gücümüz olmayacaktır. Birleşerek “büyük” olmak tek çıkar yolumuz. Ya böyle bir dirilişi gerçekleştireceğiz, ya da kıyamete karşı başkalarının kuyruğuna takılarak zillet içinde yaşamaktan kurtulamayacağız. Elbette birleşerek büyük olmak kolay ve kısa vadede gerçekleşecek bir olay değildir. Büyük emek ve uzun zaman isteyen, çok planlı ve programlı bir çalışmayla elde edilecek bir sonuçtur. Zor olmasına rağmen imkansız olmayan bir hedeftir. Ama bu birliği istemeyenler tarafından, bu birlik içinde olması gerekenlere öyle bir olumsuz nefes üflenmiştir ki, olabilecek bir şeyi olması imkansız gibi görmektedirler.

Bu son İİT toplantısı, bu birliğin hiç de imkânsız olmadığını göstermiştir. Gerçek İslam birliğine ulaşmak için bu kanalı iyi işletmeliyiz. 60-70 yıldır girmek için çabaladığımız Avrupa Birliği için gösterdiğimiz çabanın yarısını bile göstermek, İslâm Birliği’nin gerçekleşmesi için yeter de artar bile.

 




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir