Bir acı gerçek… Kemal Çiftçi

Müslümanlar İslam’ı yaşıyor mu? İslam’ın barış ve huzur ortamını ne kadar temsil ediyoruz? Batı’da yaygınlaşan İslamofobi paranoyasında bizim hiç payımız yok mu?

“İşleri dinimiz gibi, dinleri işimiz gibi…” Mehmet Akif Ersoy, Almanya seyahati dönüşünde böyle tanımlamıştı Batı dünyasını. Muhammed Abduh da “Batı’ya gittim İslami gördüm ama Müslüman yoktu. Doğuya geri döndüğümde ise Müslümanları gördüm ama İslam’ı göremedim”. demişti.

Yüzyılı aşkın bir süre önce yapılan bu gözlem, çok önemli bir gerçeği özetliyordu aslında. Son yıllarda yapılan bir araştırma da ne yazık ki bunu bilimsel verilerle teyit ediyor.
ABD’nin George Washington Üniversitesi’nden Scheherazade S. Rehman ve Hossein Askari tarafından ilginç bir araştırma yapılmış. “Global Economy Journal” adlı uluslararası akademik dergide yayınlanan makale çok önemli bilgiler ihtiva ediyor. Bu makalede “İslamilik Endeksi” diye bir başlık altında İslam ülkelerinin ve İslam ülkesi olmayan ülkelerin “İslamiliğini” gösteren bir endekse yer vermiş.

“İslam ülkesi” olarak bilinen ülkeler 7 tane: Afganistan, Bahreyn, İran, Moritanya, Umman, Pakistan ve Yemen.
12 ülke İslam’ı devletin “resmi dini” olarak kabul ediyor: Cezayir, Bangladeş, Mısır, Irak, Kuveyt, Libya, Malezya, Maldivler, Fas, Tunus, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri…

Ulusal bazda İslami uygulamaları “benimseyen” ülkeler de dahil edilince, İslam İşbirliği Teşkilatı’na üye 57 ülke kategorilendirilmiş. “İslamilik Endeksi” araştırmasına toplam 208 ülkeyi dahil etmişler.

“İslamilik Endeksi” nedir? Kısaca şöyle anlamak mümkün. Mesela Yeni Zelanda bir İslam ülkesi veya İslamın yaygın olduğu bir ülke olmamasına rağmen; ekonomi, hukuk, yönetim, siyasi haklar ve insan hakları bakımından İslami kriterlerle ne kadar uyumluluk gösteriyor, ne kadar “İslami” yaşıyor?

Bunun yanında İslam ülkesi ve İslami uygulamaları benimseyen ülkeler ne kadar “İslami” yaşıyor? Araştırma ve sonuçlar oldukça çarpıcı.
İslamilik Endeksi sonuçlarında İlk 10 içerisinde ne bir İslam Ülkesi ne de bir İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülke var. İşte bu endeksin en başındaki ilk 10 ülke: Sırasıyla İRLANDA, DANİMARKA, LÜKSEMBURG, İSVEÇ, İNGİLTERE, YENİ ZELANDA, SİNGAPUR, FİNLANDİYA, BELÇİKA, AVUSTURYA ve HON KONG.

Araştırmada İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi olan ve listeye 33. sıradan girmeyi başaran MALEZYA için şu anda en İslami ülke diyebiliriz. Malezya’yı 42. sırada Kuveyt, 61 ‘de Bahreyn, 65’te Birleşik Arap Emirlikleri ve 72’te Tunus takip ediyor.

Ya TÜRKİYE? Türkiye ne yazık ki 71. sırada. Suudi Arabistan ise 91.sırada. Bir başka önemli İslam ülkesi Mısır 128, İran ise 139.sırada. 208 ülkeden 202. sırada son İslam ülkesi ise Guinea Bissau.

Özetlersek: Yeni Zelanda, Lüksemburg, İrlanda ile başlayan listedeki ülkeler “İslamilik” endeksinde ilk sırada yer alıyor. Hatta ABD 15.sırada, Japonya 21, Almanya 26.sırada. Rusya Federasyonu bile 45.sırada.
Yazarlar, İslam dininin ortaya koyduğu iktisadi ilkelerin temelinde iktisadi adalet ve sürdürülebilir büyüme, yaygın refah ve istihdam, İslami ekonomik ve finansal teamüllerin uygulanmasının olduğunu düşünüyorlar. Dünya ülkelerini sıralamak için kullandıkları 12 temel iktisadi prensibi ise şöyle belirlemişler:

1. Toplumun tüm üyelerine eşit iktisadi fırsatlar
2. İktisadi adalet
3. Sözleşmelerin ve mülkiyet haklarının korunması
4. Çalışmak isteyen herkese istihdam imkânlarının oluşturulması
5. Eğitim imkânlarının eşit sağlanması
6. Yoksulluğun önlenmesi ve temel ihtiyaçların karşılanması (gıda, yiyecek, elbise, sağlık gibi)
7. Vergilerin toplumun diğer ihtiyaçları için kullanılması
8. Tabii kaynakların toplumun bugünkü ve gelecekteki üyeleri düşünülerek yönetilmesi
9. Yolsuzluğun önlenmesi
10. Destekleyici bir finansal sistem oluşturulması
11. Faizin kaldırılması da dahil finansal temayüller
12. Devlet yapısının bu ihtiyaçları karşılayacak verimlilik ve etkinlikte olması

Buradaki argümanlara ve bazı detaylara itiraz edenler çıkabilir belki. Ama hiçbir itiraz ortadaki büyük resmi değiştirmeye yetmez. Ne yazık ki bu acı gerçeği kabullenmek zorundayız. Durum böyle olunca başımızı ellerimizin arasına alıp biraz düşünmemiz gerekmiyor mu? Bu tablo, İslam ülkelerindeki kargaşa ve iç savaşlardan kaçan insanların neden İslam ülkelerine değil de Avrupa’ya gitmek istediklerini de yeterince açıklıyor sanırım. Ayrıca, başımıza gelen felaketlerde bizim ne kadar payımız var? Onu da biraz düşünmek ve hatalarımızı görmek zorundayız.

Makalenin orijinalini merak edenler, aşağıdaki linkten tamamını okuyabilirler.

http://hossein-askari.com/wordpress/wp-content/uploads/islamicity-index.pdf




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir